Gate to Turkey
TÜRKİYE REHBERİ
İstanbul
A'dan Z'ye Türkiye
Yelken
Genel bilgiler
DÜNYA TURU
Güzergah
İpuçları
Life style
Fırsatlar
Bize ulaşın
Linkler
NEWS BY EMAIL
Reklam için
HIZLI ARAMA

Uykucunun dünyası
Log In
Username:
Password:
If you are not registered yet, you can do so by clicking on the button below.
Yeni Zelanda: Güneşin doğduğu yer
Queenstown hem kayak hem deniz cenneti.


Yaklaşık on beş senedir Yeni Zelanda'yı görme hayalim vardı. Bunun nedenini tam olarak bilmiyorum. Robert Kolej'de bir İngiliz müdürüm vardı, onun Yeni Zelanda'da oturan kardeşi ile tanışmıştım, o mu beni etkilemişti yoksa güneşin ilk doğduğu ülke oluşu mu, yoksa her şeyden ve herkesten çok uzakta oluşu mu bilemiyorum ama içimde Yeni Zelanda'yı görme arzusu hep vardı. Yeni Zelanda, kuzey ve güney olmak üzere iki adadan oluşuyor. Antartika'ya çok yakın. MS 1000'lerde esas yerliler, Maoriler gelmiş. 1769'da James Cook, 1814'de misyonerler ve sonra da özellikle İngilizler, İskoçlar ve diğer Avrupalılar. Dünyada kadına oy hakkı ilk Yeni Zelanda'da verilmiş. Amerika ve İngiltere'den 25, İsviçre'den 75 sene önce. Halen İşçi Partisi başta ve başbakanları bir kadın. Her tarafta adını tam olarak koyamadığım bir fark hissediyorsunuz. Kadın, erkek tam anlamıyla eşit. Dolaştığımız bir hafta içinde erkekten çok kadınlarla muhatap olduk. Yeni Zelanda'da da kilometre kare başına 14 kişi düşüyor. 3.8 milyon insana karşı 50 milyon koyunları var. Özellikle de Güney Ada'nın tamamında öncelikle koyun sonra büyük baş hayvan ve geyikler görülüyor.


Kia ora (Merhaba)
Qantas'ın Sydney-Christchurch uçağına bindiğimizde bunun gerçek olduğunu anlamam bayağı bir zaman aldı. Gümrük görevlisi hayatında ilk defa Türk pasaportu görüyormuş gibi uzun uzun inceledi ve sonunda girmemize müsade etti. O gün hava yağmurlu ve soğuktu, biz de biraz etrafı dolaştık. Zamanın gerisinde miyim diye düşüdüm. Her şey vardı ama farklıydı. Okulların dağılma saatiydi ve kız öğrenciler yerlere kadar ekose pileli etek, erkekler de kısa pantalon giymişti.

Otelden, 'Sabah trafik olur, geç çıkmayın' demişlerdi. Sonradan anladık, 300 bin nüfusu olan bir şehirde trafik ne demektir! Yol boyunca en fazla 15-20 araba gördük ve hiçbir yerde durmadık. Taksi şoförü bizim niye Türkiye'den kalkıp Güney Ada'ya geldiğimizi asla anlamadı. Zaten yol boyunca insanlar önce Türk olduğumuza çok şaşırdılar, çoğunun ilk gördüğü Türk bizdik, ondan sonra da 'Niye Güney Ada' diye sordular hep. Bir taksi şöförü adımızı alınca bizi Japon zannetmiş, sonra görünce İtalyan zannetmiş ama biz aramızda Türkçe konuşunca işin içinden çıkamamış. Ancak hiç Türk görmemiş, belki de Türkiye'nin nerede olduğunu bile bilmeyen bu insanların hepsi Dünya Kupası'nda üçüncü olduğumuzu biliyordu. Trende karşımızda 75 yaşlarında, gözlerinin içi gülen bir karı koca oturuyordu. Ne bizi süzüyorlar, ne de hava atıyorlar. Hemen konuya giriyorlar. Adam kendisini 'Avcıyım, kurtarma ekiplerinde çalışıyorum' diye tanıtıyor. 1930'larda çok miktarda geyik ithal etmişler. Tabiatın güzelliği, hava vs. geyiklerin mutluluktan sayıları çok artmış ve sonunda ağaçları tehdit eder olmuşlar. Avcılar harekete geçmiş ve sayıyı indirmişler. Şimdi geyikler çiftliklerde yetiştiriliyor ve eti ihraç ediliyormuş.

Bu arada Christchurch'ten (batı yakasında), Greymouth'a (doğu yakasında) gidiyoruz. Yani adayı enine geçiyoruz. Tabiat harika, el değmemiş. Zaten Yeni Zelanda'da bitki örtüsünün bu kadar güzel ve zengin olmasının nedeni insanların bu adaya geç gelmeleri ve halen sayıca çok az olmaları. Esasında bir zamanlar altına hücüm yaşanmış. Avrupalı ve Asyalılar akın akın gelmişler ve o zamanlarda bütün bu yerleşim birimleri altın nedeniyle canlıymış. Şimdi bu kasabaların çoğuna 'Ghost town' (Hayalet şehir) deniyor.


Güney Adası'nın batısındaki Queenstown.
Eriyen buzullar
Yol boyu bu hikayeleri dinleyerek doğu yakasına geldik ve Tasman Denizi'ni gördük. Tekrar başka bir otobüse transfer olduk ve o gün için son durağımız olan Fox Glacier'e doğru yola çıktık. Uzun ve yorucu bir yolculuktu. Kelimelerle anlatamayacağım güzellikteki Kumara, Arahura, Hokitika, Gold Town, Ross'dan geçip Fox'a ulaştık. Odamıza çıktığımızda güneş batmak üzereydi ve ben bu kadar güzel güneş batımı görmedim. Bu bölge yağmur ormanları bölgesi; ağaçlar ve bitki örtüsü harika. Gökyüzü deseniz, burada değişik... Çok büyük ve çok yakın. Sanki elini uzatınca bulutlara değecekmiş gibi geliyor insana. Gök alçaktan geçiyor. Bütün bunlara gerçek anlamda sessizliği katın. Burasını özel yapan iki şeyi var; buzulları ve avcılık.

Buzullar neredeyse deniz kenarında ve yağmur ormanları içinde. Ancak onlar da eriyor tabi ve global ısınmadan sonra daha da hızlanmış. Fox'da başka seçeneğimiz olmadığı için iki gece aynı barda yemek yedik. Tahta bir bar, şömine, aynı insanlar aynı masalarda, aynı adam barın aynı noktasında, hayat durmuş gibiydi. Bardan otele yürürken birden hayatımda çok az gece bu kadar sessiz ve karanlık bir ortamda bulunduğumu düşündüm. Hemen aklıma güvenlik, suç gibi kavramlar geldi. Ama Yeni Zelanda'da suç çok az.


Maoriler ve fiyort yolculuğu
Sonraki sabah Queenstown'a doğru yola çıktık. Birden yüzüğümü otelde unuttuğumu hatırladım. Biraz canım sıkıldı, maddi değeri çok yoktu ama ben çok seviyordum. Neyse Fox benden bir şey almak istedi diye düşündüm. Biraz sonra yanımızda oturan genç bir oğlan gitarını çıkardı ve sakin sakin çalmaya başladı. En çok üstünde durdukları nokta doğanın korunması. Bu sefer adayı tekrar batı tarafına doğru geçiyoruz. Ortalarda bulunan Queenstown bir kayak merkezi. Üç gündür ilk defa biraz kalabalık, biraz hayat görüyoruz. Şoförler, her taşı, her nehiri, her ağacı anlatıyorlar. Otelimiz butik otel. Odaya girdiğimiz zaman bizi bir notun beklediğini gördük. Fox'da kaldığımız otelden bir mesaj, 'Yüzüğünüzü bulduk, Christchurch'de son kalacağınız otele gönderiyoruz'. Kalacağımız bu yeri sohbet sırasında tesadüfen söylemiştik, diğerini ise seyahat acentasından arayıp öğrenmişler. Evet her ne kadar Fox Tanrı'nın unuttuğu bir köyse de insanları son derece medeni. Yüzük otelde bizi bekliyordu.

Maori gösterisi çok turistik olmasına rağmen gene de hoştu. Kenarından da olsa Maori'leri tanıdık ve Rodney ile bir fotoğrafım oldu. Bu arada Güney Ada soğuk olduğu için Maorilerin daha çok Kuzey Ada'da olduklarını öğrendik. Ertesi gün 12 saatlik bir yolculuğa çıktık. Milford Sound, Tasman Denizi kenarındaki fiyordlara verilen ad. Hedefimiz gemi ile fiyord yolculuğu. Şoförümüz her detayı veriyor; öyle ki 'Biraz önce molada hepiniz çay içtiniz şimdi sistem de çalıştı ve durmamız lazım' diyor. Her durduğumuz yer ayrı bir güzellikte; kar, şelale, nehir, büyük kayalar, koyunlar, geyikler, her şey var. Ama gerçekten çok soğuk. Bizim dolaştığımız gün hava yağışlı ve sisliydi, bu da ayrı bir mistik hava veriyordu. Ama açık ve güneşli havada da çok güzel oluyor dediler. Bu kez Dunedin'e doğru yola çıkıyoruz. Gene hayalet kasabalardan geçiyoruz. Etraf biraz çorak, bir ara herhalde elli kişinin yaşadığı bir yerde duruyoruz. Bir barda öğle yemeği yiyeceğiz. Burada bir parantez açmalıyım. Yeni Zelanda rugby'ye çok meraklı. All Blacks diye bir takımları var. Her yerde All Blacks dükkanları ve her ürünün logolusu var. Maç günleri resmen hayat duruyor.


Dünyanın en dik sokağı
Daha sonra minibüs bizi tam anlamıyla sonsuzluğun, kaybolmuşluğun ortasında bir yere getiriyor. Yol boyu pek yerleşim yok. Ardından, trenle Dunedin. Burası bir sahil şehri.

İskoçların göç ettiği bir yer. Zaten mimaride de görülüyor. Pazar sabahımız boştu ve şehir turu almaya karar verdik. İki katlı İngiliz otobüsünde bir tek biz vardık. Rodedendrumların büyük bir ağaç boyunda olduğunu ve hatta bir orman yaptıklarını ilk defa gördüm. Ayrıca Guiness Rekorlar kitabına giren dünyanın en dik sokağını da gördük. Ayrıca bütün bu yerlerde devlet dairesi, üniversite gibi resmi yerlerin dışında hiç ama hiç apartman görmedik. Öğlen otobüse binip son durağımız ve başladığımız yer olan Christchurch'e doğru yola çıktık. Akşam saat 6'da otele vardığımızda hava kararmak üzereydi. Otelin sahibi Alan ve Carroll İstanbul'un nüfüsunu duyunca inanamadı. Kadın başbakandan genelde memnunlar ama azınlıklara çok taviz verdiğini ve cezaların caydırıcı olmadığını düşünüyorlar. Ve Maoriler'in her geçen gün daha talepkar olduğunu belirtiyorlar. Aslında Maoriler haklarını almışlar, okullarda hem İngilizce hem Maori dili ile eğitim var. Şehirler, köyler, sokaklar Maori dilinde. Tabii suç oranı şaka gibi. Ama azınlıklar sorunu her yerde var galiba. Alan, 'Biz bir ulus olmak istiyoruz' diyor. Ama çok zor. Aynı durum Avustralya için de geçerli.. Önümüzdeki yıl alacakları göçmen sayısını artırıyorlar. Ama karşı çıkanlar var. Televizyonda bir kadın, 'Ben köpek yiyen, kızlarını sünnet ettiren insanları ülkemde istemiyorum' diyor, diğer bir konuşmacı ise, 'Göçmenler bizim zenginliğimiz' diyor. Zor bir konu.

Sonraki gün dağlara gittik. Sisler arasında değişik şifaları olan değişik havuzlara girdik. Dışarısı 3 derece, havuzun içi 45 derece. Ve son gün, sabah 06.50'de balon macerası... Yeni Zelanda'yı bir de havadan görmenin keyfi şahaneydi. Uçsuz bucaksız yeşil tarlalar, ağaçlar. Balonun havasını çıkardık, topladık, sepeti ve eşyaları yükledik ve tam işimiz bitmişti ki bir hasır piknik sepeti ve şampanyalar çıktı. Ufak bir seromoniden sonra şampanyalar patlatıldı. Ondan sonra da sertifika verdiler. Çiftçiler de baloncuları çok seviyorlarmış çünkü nereye inseler bir şişe şampanya da o tarlanın sahibine veriyorlarmış. Bizi doğrudan havaalanına bıraktılar ve Sydney uçağına binerken, mutlaka Kuzey Ada'ya da gelmeliyim dedim.


Yeni Zelanda Güney Ada rehberi


Vize
Yeni Zelanda Türk vatandaşlarından vize istiyor. Vize başvurunuzu Ankara'daki Yeni Zelanda Büyükelçiliği'nden yapabilirsiniz. Tel: 0312-467 90 56/467 90 58. İstanbul'daki Fahri Konsolosluk. Tel: 0212-244 02 72.

Telefon
Yeni Zelanda'nın ülke kodu 64, Güney Ada'nın kodu ise 3.

Nasıl Gidilir
İstanbul'dan Güney Adası'ndaki Christchurch'a gitmek için Singapur Havayolları en kolay yol. İstanbul-Singapur-Christchurch aktarmalı seferler salı, perşembe, cumartesi ve pazar saat 13.30'da. Tel: 0212-232 22 00.

Nerede kalınır
Christchurch'de Rydges Hotel: Güney Adası'nın en seçkin otellerinden ve şehir merkezinde. Avon Nehri manzarası ile muhteşem. Tel: +64 3 379 47 00.Elm Tree House: Christchurch'un seçkin semtlerinde olan Merivale'de yer alan Elm Tree House'un 1920'li yılların atmosferini sunuyor. Tel: +64 3 355 97 31. www.elmtreehouse.co.nz Fox Glacier'de Te Weheka Inn: Yeni açılan bu butik otel zengin sabah kahvaltısı ve son derece sıcakkanlı çalışanlarıyla her ihtiyacınızı karşılıyor. Tel: +64 3 751 07 30. www.wheka.co.nz Tel: 64 3 751 07 30. Fox Glacier Resort Hotel: Fox Glacier'nin bu en popüler otelinde her bütçeye uygun oda mevcut. Otelin barı akşamüzeri kasabanın yerlileriyle sohbet etmek için ideal. Queenstown'da Queenstown House: Kahvaltı ziyafetleriyle ünlü bir butik otel. Tel: +64 3 442 90 43 www.queenstownhouse.co.nz Aspen on Queenstown: Muhteşem göl ve dağ manzaralı bu otelde oda ya da apart seçenekleri mevcut. Tel: +64 3 442 76 77. www.aspentqt.co.nz Dunedin'de: Larnach Castel: 1870'lerden kalma şatonun bahçesine inşa edilen 12 tatil evi değişik dönemlere göre döşenmiş. Tel: +64 3 476 16 16. www.larnachcastle.co.nz Albatross Inn: Şehir merkezinde. Mutfaklı odaları da var. Tel: +64 3 477 27 27.

Nerede ne yenir
Christchurch'de The Boulevard: Oxford Terrace'daki The Boulevard her damak tadına hitap ediyor. Tel: +64 3 374 66 76. Dux de Lux: Bu popüler mekan deniz ürünleriyle ünlü. Fox Glacier'de Cook Saddle Saloon & Cafe: Etten deniz ürünlerine İtalyan mutfağından Meksika mutfağına kadar geniş bir yelpazesi var. Café Neve: Vejetaryen mönüsü ile ünlü. Tel: +64 3 751 01 10. Dunedin'de: Bell Pepper Blues: Zengin mönüsüyle ünlü bu restoranın en popüler yemeği 'baked fresh blue cod'. Tel: +64 3 474 09 73. Café Nova: Dunedin Public Art Gallery'nin içindeki cafe, kahve, tatlıları ve çorbalarıyla ünlü.

Aklınızda bulunsun...
*Yeni Zelanda'nın maskotu olan 'Kiwi' veya her dükkanda bol bol göreceğiniz 'Kuzu'lardan almayı unutmayın.
*Ya sabah çok erken balondan ya da güzel bir koydan güneşin doğuşunu seyredin.
*Yeni Zelanda şaraplarından tadın, hatta bir 'Şarap tadımı'na katılın.www.nzwine.com sitesinden ülkenin şarapları ve şarapcılığı hakkında bilgi edinebilirsiniz.
*Maori gösterilerini seyretmeyi ihmal etmeyin ve onların değerli taşı olan Yeşil taş, (jade) veya Bone, (kemik) taşından yapılmış kolyelerden veya deniz kabukları desenli tahta tabaklardan almayı unutmayın.
*Katılacağınız buzul yürüyüşü size çok iyi gelecektir
*Yeni Zelanda'ya gitmeyi düşünüyorsanız en iyi dönem eylül-nisan arası. Kış mevsiminde de dağlar kayak yapmak için çok uygun.



[ GİZLİLİK POLİTİKAMIZ ]  [ BİZE ULAŞIN ]
Gate To Turkey, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun yayınlanmaktadır. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.